• Ana Sayfa
  • ZazaPress
  • Piya
  • Kormışkan
  • Çıme
  • Ayre
  • Radio Zaza
  • Zaza-Der
  • PiyaPortal
  • İremet YayInlarI
Faruk Ìremet
  • Türkçe Yazılarım
  • Türkçe Şiirlerim
  • Zazaca Yazılarım
  • Zazaca Şiirlerim
  • Svenska (İsveççe)
  • English (İngilizce)
  • Seçme Yazarlar (Zazaca)
  • Siverekli Yazarlar (Zazaca)
  • Hakkımda - About Me
  • Kitaplarım - My books
  • TV röportaj (svenska)
  • Video
  • Resimlerim
  • Misafir Defteri
  • Telif Hakları ©
En son yorumlar
  • Faruk abey,bi IP'nin haritadaki yeri http://www.ip...
    19.05.12 11:32
  • Buda sizin "178.233.128.106" IP adresiniz. Sahte D...
    17.05.12 20:48
  • Faruk bey,Wallah mükemmelsiniz.Yaw bu sözlere bir ...
    23.03.12 08:59
  • Ustad olan okuyucunun zaman ayirip yazilani okumas...
    22.03.12 22:00
  • Sosyal olan biz varligin ustune cok buyuk görevler...
    22.03.12 21:56
Oturum aç



  • Şifrenizi mı unuttunuz?
  • Kullanıcı adınızı mı unuttunuz?
  • Kayıt ol
  • E-postanızı okuyun!

Kimliğin belirlenmesinde anadilin önemi!

Cumartesi, 21 Mayıs 2011 07:48

Her dil, bir kişiliktir. Her dil, bir kültür birikimidir. Her dil tarihsel yapılanmadır. Zaza dili de, yeryüzündeki tüm diğer diller gibi bu özellikleri bünyesinde taşımaktadır.

Zaza dili üzerindeki yüzyılların asimilasyonu; imparatorlukların, baskının ve işkencenin fırtınası Zaza dilini yok etmede başarı gösterememiştir. Buna sebep, Zaza dilinin anneden çocuğa, çocuktan kendi nesline yani nesilden nesile ninnilerle, şarkılarla ve de kahramanlık destanlarıyla aktarılmasındandır. Tabii bu saydıklarıma aşiret zincirinin, yapılanmasının ve kültürünün büyük rolünü hatırlatmadan da edemiyeceğim. Aşiret kültürünün oynadığı büyük rolü unutmamak gerekir. Her ne kadar aşiret yapılanmasına bilimsel olarak karşı olsam da, Zaza aşiret örgütlenmesine neler borçlu olduğumuzu söylemeden de edemiyeceğim. Zazaların tarihte yaşadığı tüm faciaların yüzde ellisini bile yaşamayan bazı toplumsal grupların tarihten nasıl silinip yok olduklarını hepimiz bilmekteyiz. Afrika'da, Latin Amerika'da, Kafkasya'da ve hatta Avrupa'da bir çok dilin tarihten silinip yok olduğunu bilmekteyiz ve tarih kitapları bunu yazmaktadır. Bunun sebebi nedir acaba? Bu soruya yanıt verebiliyorsak, nedenini açıklayabiliyorsak ve de asimlasyonun bazı yerlerde üstün gelemediğine yanıt bulabiliyorsak Zazacanın neden tüm felaketlere, bir dağın yamacı gibi göğüs gerdiğini de anlamış olacağız.

Yorumlar (16)

Son Güncelleme (Cumartesi, 14 Ocak 2012 08:31)

Devamını oku...

 

”Yaşamak için en çok yaptığım, sağ kalmaktır’’

Cumartesi, 19 Aralık 2009 17:24
Yazar susmamalıdır. Yazar korkmamalıdır. Yazar sesizliği, ölüm suskunluğunu ve korkunun karanlığa dönüşünü sevmeyendir. Bundan dolayı aydınlanmayı hedef seçmiştir. Bundan dolayı aydınlığın hamalıdır. Bundan dolayı aydınlatmayı her ne pahasına olursa olsun üstlenip, kendisine verilmemiş olan kitleyi aydınlatma görevini üstlenmiştir. Yazan herkes aydınlatan değildir. Yazan herkes kurtaran değildir. Yazan herkes toplumsal değildir. Yazan herkes aydın değildir. Her yazarın seslendiği bir kitle vardır. Ve yazar yazdığı kitle için vardır ve onların sözcüsüdür.
 
”Yaşamak için en çok yaptığım, sağ kalmaktır’’ İtalyan yazar Roberto Saviano bu sözlerini, hakkında çıkarılan ölüm kararından dolayı kulanmakta. Kırkiki (42) dilde yayınlanan kitabı ”Gomorra’’nın sebep olduğu hakkında çıkarılan ölüm kararı, yazarlara karşı uygulanan ne ilk nede son psikolojik ve fiziki tehdittir. Kitabın filmi 26.11.2008 tarihinde Stockholm Film Festivalinde vizyona girdi. Filimden sonra kitabından dolayı kendisine verilen ödülü, tanınmış yazarlardan Salman Rushdie’nün elinden aldı. Neapal (Nepal) doğumlu Roberto Saviano’da Salman Rushdie gibi ölüm tehditi altında yaşıyan bir yazar. Aradaki fark, Saviano mafiya tarafından hakkında çıkarılan ölüm fermanı ile yaşamakta. Salman Rushdie gelince o da bir zamanlar Ayatullah Hümeyni’nin hakkında çıkardığı fatvayla yaşamını sürdürmekte. Ölüm tehdidi altında kormularla yaşıyan iki yazar. Tehditler konusunda iki yazar yaşadıkları bu ”kaderleriyle’’ yanlız değiller. Basını takip edenleriniz, haftada değil günde kaç gazetecinin, basın mensubunun öldürüldüğünü ve kaç yazar, gazetecinin işkencelere maruz kaldığını bilmektedir.
Yorum Ekle

Son Güncelleme (Çarşamba, 29 Şubat 2012 19:08)

Devamını oku...

 

Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajımız

Cuma, 02 Temmuz 2010 08:34

Siverek aklımda değil yüreğimde. Çocukluk anılarımın yeşerdiği hayallerle süslüdür her gördüğüm rüya. Her gece kara taslı sokaklarında gezmekteyim. Bağlarda üzüm toplamaktayım. 


Haberikra.com sitesinin Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajı.


Faruk Hocam kendinizden bahseder misiniz?


Anamın deyişiyle 1965’in çile’sinde yani ocak ayında Siverek’te yaşama ilk göbek bağım olan, ilk nefesimle atmışım. Bu benim hayatla ve Siverekli olmamla olan ilk flörtümdür. Ondan dolayı Siverek’in ve Sivereklinin bendeki yeri farklıdır.


Siverek’in tarihi kültürlere ve uygarlıklara beşiklik etmiş olması ve ayrıca hâlâ bu mozaik yapısını korumasında bendeki yeri, kelimelerle anlatamayacağım kadar önemli. Ben bu kültürlerin hamuruyla yoğrulmuşum. Bir Zaza’nın, Kürt’ün, Türk’ün, Ermeni’nin, Asuri’nin ve Arab’in yaptığı yemeklerle tatlandırmışım dilimdeki tat hücrelerini. Yediğim ekmek, yemek, yoğurt, et, peynir ve sebzelerin verdiği tat farklı farklı. Bu tatlar köyden köye, evden eve, ve sofradan sofraya farklılıklar arz etmektedir. Ben bu kültürlerin çocuğuyum ve ben bu beşiklerde sallanmışım. Bu sağlam temelle çıktığım yolculuk, beni şuan yasadığım ülke olan İsveç’e ulaştırdı. Burada da faklı olanı yakalamaya çalıştım. Burada da faklı tatları his etmeye ve tatmaya çaba gösterdim. Hayatımda faklılıkları dezavantaj olarak görmedim, aksine büyük bohçamda taşıdığım kültür birikimini burada diğer halklarla yaşamaya adadım. Dostlarımın çoğu farklı farklı ülkelerden. Farklı birikimlerden ve farklı dinlerden. Bu beni zenginleştiren en büyük mozaik.

Yorumlar (24)

Son Güncelleme (Cumartesi, 03 Mart 2012 08:14)

Devamını oku...

 

Copyright © 2009 ---.
All Rights Reserved.

Joomla template created with Artisteer.