- atmasyon-tutmasyonlarla olmuyor bu isler Zaza ismi...
29.07.10 10:51 - dimili zi kurd in: 1200 yıl öncesine kadarki kayna...
28.07.10 09:40 - zaza ca kürtcenin lehcesidir bakdilarki mücadele y...
19.07.10 07:27 - kurmanc(kürt) kardes sakin türk olmayasin: yaw kar...
16.07.10 07:00 - baykanlı zaza zazaki kurmanci tekrar saygılar.bir ...
10.07.10 18:10
Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajımız
Siverek aklımda değil yüreğimde. Çocukluk anılarımın yeşerdiği hayallerle süslüdür her gördüğüm rüya. Her gece kara taslı sokaklarında gezmekteyim. Bağlarda üzüm toplamaktayım.Haberikra.com sitesinin Siverekli Yazar Faruk İremet İle Röportajı.
Faruk Hocam kendinizden bahseder misiniz?
Anamın deyişiyle 1965’in çile’sinde yani ocak ayında Siverek’te yaşama ilk göbek bağım olan, ilk nefesimle atmışım. Bu benim hayatla ve Siverekli olmamla olan ilk flörtümdür. Ondan dolayı Siverek’in ve Sivereklinin bendeki yeri farklıdır. Siverek’in tarihi kültürlere ve uygarlıklara beşiklik etmiş olması ve ayrıca hâlâ bu mozaik yapısını korumasında bendeki yeri, kelimelerle anlatamayacağım kadar önemli. Ben bu kültürlerin hamuruyla yoğrulmuşum. Bir Zaza’nın, Kürt’ün, Türk’ün, Ermeni’nin, Asuri’nin ve Arab’in yaptığı yemeklerle tatlandırmışım dilimdeki tat hücrelerini. Yediğim ekmek, yemek, yoğurt, et, peynir ve sebzelerin verdiği tat farklı farklı. Bu tatlar köyden köye, evden eve, ve sofradan sofraya farklılıklar arz etmektedir. Ben bu kültürlerin çocuğuyum ve ben bu beşiklerde sallanmışım.
Bu sağlam temelle çıktığım yolculuk, beni şuan yasadığım ülke olan İsveç’e ulaştırdı. Burada da faklı olanı yakalamaya çalıştım. Burada da faklı tatları his etmeye ve tatmaya çaba gösterdim. Hayatımda faklılıkları dezavantaj olarak görmedim, aksine büyük bohçamda taşıdığım kültür birikimini burada diğer halklarla yaşamaya adadım. Dostlarımın çoğu farklı farklı ülkelerden. Farklı birikimlerden ve farklı dinlerden. Bu beni zenginleştiren en büyük mozaik.
Son Güncelleme (Çarşamba, 07 Temmuz 2010 11:35)
’’Biz, bir terör eylemini engeledik’’
Salı, 18 Mayıs 2010 19:31
’’Ekim 2008’de, Ofog (http://www.ofog.org/avrusta) üyesi iki eylemci Anna Andersson ve Martin Smedjeback, İsveç’in tanınmış silah şirketlerinden olan Saab Bofors Dynamics’in Eskilstuna’da ki fabrikalarına eylem koymak için izinsiz girdiler. Saab Bofors Dynamics’in ürettiği ve dünya askeri güçleri tarafından revaşta olan Carl Gustaf raketatarlarını tahrip ettikten sonra gözaltına alındılar. Uyguladıkları eylem ve verdikleri milyon kronluk zararın faturası dört ay haspis cezası. Bölge mahkemesinin Anna Andersson ve Martin Smedjeback hakkında vermiş olduğu dört aylık ceza, Svea Yargıtay Mahkemesi tarafından da onaylandı. Martin Smedjeback mahkemede iki eylemci adına savunmasını kendisi yaptı. Savunmasını sunuyoruz:’’ Ben, yapacağım son savunmamda size, İsveç silah senayisine karşı yapmış olduğumuz eylemden dolayı benim ve Anna Andersson’un neden beraat edilmemiz gerektiğini anlatacağım. Ben konuyu üç şık altında açıklıyorum: savaşın gerçek yüzü, kanunların sağladığı olanak ve ilginin zorunluluğu. |
İsteklerini dile getirmek ve söylediklerine sahip çıkmak
Cumartesi, 19 Aralık 2009 17:16
İnsan olarak hep çelşikisini yaşadığımız şeydir, isteklerimizi söyleyip söyleyememek. Bazı şeyleri çok rahat dile getiririz, bazı şeyleri çekinerek söyleyemeyiz veya söylerken rahatsızlığını yaşarız. İnsanlar arası ilişkiler bilindiği gibi o kadar rahat değil. Yani komplikedir. Yani karmaşıktır. Yani naziktir. Kimi nasıl kırarız? Kim bizden ve sözlerimizden ne kadar alınır? Dediklerimizi, analizin süzgecinden geçirip, söylediklerimizin, anlatıklarımızın şaka olup olmadığı konusunda düşünenler olmuştur. Bu da birbirimize olan güvensizliğimizden kaynaklanmaktadır. Bu güvensizlik yılların birikiminin sonucudur. Bu birikim biribirimizi nasıl gördüğümüzden ve yorumladığımızdan kaynaklanmaktadır. Tabii bu yazdıklarım sadece benim düşüncem.
Son Güncelleme (Cuma, 02 Temmuz 2010 08:43) |
İnsan olarak hep çelşikisini yaşadığımız şeydir, isteklerimizi söyleyip söyleyememek. Bazı şeyleri çok rahat dile getiririz, bazı şeyleri çekinerek söyleyemeyiz veya söylerken rahatsızlığını yaşarız. İnsanlar arası ilişkiler bilindiği gibi o kadar rahat değil. Yani komplikedir. Yani karmaşıktır. Yani naziktir. Kimi nasıl kırarız? Kim bizden ve sözlerimizden ne kadar alınır? Dediklerimizi, analizin süzgecinden geçirip, söylediklerimizin, anlatıklarımızın şaka olup olmadığı konusunda düşünenler olmuştur. Bu da birbirimize olan güvensizliğimizden kaynaklanmaktadır. Bu güvensizlik yılların birikiminin sonucudur. Bu birikim biribirimizi nasıl gördüğümüzden ve yorumladığımızdan kaynaklanmaktadır. Tabii bu yazdıklarım sadece benim düşüncem.